İçeriğe geç
Diyet

Kilo Vermek ve Homosistein: Diyabet ve Obezite İlişkisi

M Misafir Diyetisyen 5 dk okuma 20 görüntülenme
Kilo Vermek ve Homosistein: Diyabet ve Obezite İlişkisi

Kilo Vermek ve Homosistein: Diyabet ve Obezite İlişkisi

Tip 2 diyabeti (T2D) olan bireyler, kalp ve damar hastalıklarına (KVH) yakalanma riski artan bir grup olarak karşımıza çıkar. Bu duruma obezite de eklendiğinde, KVH riski daha da yükselmekte ve yaşam beklentisi olumsuz etkilenmektedir.

Son yıllarda, yüksek homosistein seviyelerinin de KVH riskiyle ilişkilendirildiği bilimsel çevrelerde sıkça tartışılmaktadır. Homosistein, vücudumuzdaki önemli bir metabolik döngünün ara ürünüdür ve seviyelerinin normalde düşük kalması beklenir. Kan dolaşımında 15 µmol/L'nin üzerindeki homosistein seviyeleri, damar tıkanıklıklarıyla ilişkilendirilmektedir. Özellikle diyabetli kişilerde yüksek homosistein seviyeleri daha yaygın olarak görülür, böbrek sorunları da eşlik ettiğinde bu risk daha da artar. Yüksek homosistein seviyeleri, diyabet hastalarında ateroskleroz (damar sertliği), KVH ve mortalite (ölüm) riskiyle ilişkilendirilmiştir.

Kilo Kaybının Kardiyovasküler Sağlığa Etkisi

Obeziteye bağlı T2D'li kişiler için kilo kaybı, tercih edilen tedavi yöntemlerinden biridir. Kalori kısıtlı diyetler, etkili kilo verme yöntemleri arasında yer alır. Kilo kaybının, total kolesterol ve LDL (kötü) kolesterol gibi KVH risk faktörleri üzerinde olumlu etkileri olduğu daha önce bildirilmiştir. Ayrıca, yeterli ve sürdürülebilir kilo kaybının T2D'deki kardiyovasküler komplikasyonları azalttığı da gösterilmiştir.

Kilo kaybının KVH riski üzerindeki etkilerini açıklayan çeşitli mekanizmalar bulunmaktadır; bu mekanizmaların başında LDL kolesterol, glukoz ve kan basıncı gibi bilinen KVH risk faktörleri gelir. Obez bireylerde, özellikle de obeziteye bağlı T2D'si olanlarda, yüksek homosistein seviyeleri daha sık görülür. Ancak kilo kaybının KVH riskini azaltmada homosisteinin aracı bir faktör olup olmadığı bugüne kadar net değildi. Daha önceki çalışmalar, diyabeti olmayan obez bireylerde kalori kısıtlı diyetle kilo vermenin homosistein seviyelerini değiştirmediğini göstermişti.

Yeni Bir Çalışma: Obezite ve Diyabetli Bireylerde Homosistein Seviyeleri

Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, obezite ve T2D'si olan bireylerde çok düşük kalorili bir diyetle sağlanan kilo kaybının, homosistein seviyeleri üzerindeki etkisi incelendi. Çalışmaya, 27 kg/m² ve üzeri BMI'ye sahip T2D'li yetişkinler dahil edildi.

Diyet Programı ve İzlem

Katılımcılar, ilk 8 hafta boyunca günde 750 kcal içeren çok düşük kalorili bir diyete tabi tutuldu. Bu diyet, belirli oranlarda karbonhidrat, protein ve yağ içeriyordu ve ulusal beslenme yönergelerine uygun olarak folik asit, B6 ve B12 vitaminleri gibi mikro besinlerle desteklenmişti. Kahvaltı ve öğle yemeği için diyabetlilere özel öğün yerine geçen ürünler kullanıldı. Takip eden 12 hafta boyunca ise günde 1100-1300 kcal içeren düşük kalorili bir diyete geçildi.

Diyet müdahalesi öncesinde ve 20 hafta sonra katılımcıların yaş, cinsiyet, etnik köken, kilo, boy, BMI ve bel çevresi gibi özellikleri kaydedildi. Ayrıca plazma homosistein, glisemik ve lipid kan parametreleri ile sistolik kan basıncı ölçüldü. İnsülin kullanımı, mikro ve makrovasküler komplikasyon varlığı, sigara ve alkol kullanımı gibi veriler de toplandı.

Çalışmanın Çarpıcı Sonuçları

Ortalama 54 yaşında 161 katılımcının yer aldığı bu çalışmada, diyet müdahalesi sonucunda katılımcıların ortalama ağırlığı %9.7, BMI ise %9.6 oranında azaldı. HbA1c ve açlık glukozu gibi glisemik parametreler ile total kolesterol, HDL (iyi) kolesterol, LDL (kötü) kolesterol, trigliseritler ve ApoB gibi tüm lipid seviyelerinde belirgin iyileşmeler gözlendi. Ancak sistolik kan basıncında anlamlı bir değişiklik olmadı.

Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, plazma homosistein seviyelerinin genel olarak değişmediği oldu (12.1 ± 4.1'den 12.1 ± 4.2 µmol/L'ye, p=0.880). Bu durum, kilo kaybının, obezite ve diyabetli bireylerde kardiyovasküler risk faktörleri üzerinde olumlu etkileri olmasına rağmen, homosistein seviyelerini doğrudan etkilemediğini gösteriyor.

Kilo Kaybı Miktarı ve Homosistein İlişkisi

Ancak çalışmanın derinlemesine analizi, ilginç bir ayrıntıyı ortaya çıkardı: Kilo kaybının derecesi, homosistein seviyelerindeki değişimi etkileyebilir. 10 kg'dan az kilo veren kişilerde ortalama homosistein seviyesi düşerken, 10 kg'dan fazla kilo veren kişilerde ortalama homosistein seviyesinde artış görüldü. Bu durum, kilo kaybının homosistein üzerindeki etkisinin, kaybedilen kilo miktarına bağlı olarak farklılık gösterebileceğini düşündürmektedir. Ancak bu artışın kardiyovasküler risk üzerindeki net etkisi henüz bilinmemektedir.

Başlangıçta yüksek homosistein seviyeleri; obezite, Kafkas etnik kökeni, erkek cinsiyet, artmış total plazma trigliseritleri ile pozitif, HDL-kolesterol ve böbrek fonksiyonu ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Bu bulgular, literatürdeki diğer çalışmalarla da uyumludur.

Önemli Çıkarımlar ve Gelecek Perspektifleri

Bu çalışma, obezite ve T2D'si olan bireylerde kalori kısıtlı diyetle kilo kaybının, dolaşımdaki lipid ve glisemik parametreler gibi KVH risk faktörleri üzerinde faydalı etkiler sağladığını bir kez daha teyit etmiştir. Ancak, homosistein seviyeleri üzerinde genel olarak bir etkisi olmadığı görülmüştür. Bu da homosisteinin, kilo kaybının T2D hastalarında kardiyovasküler komplikasyonlar üzerindeki faydalı etkisinde aracı bir faktör olmadığını düşündürmektedir.

Çalışma, kilo kaybı derecesinin homosistein seviyeleri üzerindeki farklı etkisini vurgulamaktadır. Daha fazla kilo verenlerde homosistein seviyesindeki artışın nedenleri ve klinik önemi hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu durumun, vitamin ve mineral takviyelerinin (özellikle B vitaminleri) kullanım alışkanlıkları ile ilişkili olabileceği hipotezi ortaya atılsa da, bu konuda kesin sonuçlar çıkarmak için daha fazla veriye ihtiyaç duyulmaktadır.

Önemli Not: Bu blog yazısı bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili herhangi bir konuda mutlaka bir uzmana danışmanız gerekmektedir.


Kaynak: The effect of diet-induced weight loss on circulating homocysteine levels in people with obesity and type 2 diabetes.

Sıkça Sorulan Sorular

Homosistein nedir ve neden önemlidir?
Homosistein, vücudumuzdaki metabolik bir döngünün ara ürünüdür. Yüksek seviyeleri, kalp ve damar hastalıkları riski ile ilişkilendirilmiştir. Normalde kan dolaşımında düşük seviyelerde bulunur.
Kilo kaybı, obezite ve diyabeti olan kişilerde homosistein seviyelerini etkiler mi?
Yapılan bir çalışmaya göre, obezite ve tip 2 diyabeti olan kişilerde kalori kısıtlı diyetle sağlanan kilo kaybı, genel olarak homosistein seviyelerini değiştirmemiştir. Ancak, kaybedilen kilo miktarına bağlı olarak farklılıklar gözlemlenmiştir.
Kilo kaybı, kardiyovasküler risk faktörlerini nasıl etkiler?
Kilo kaybı, tip 2 diyabet ve obezitesi olan kişilerde total kolesterol, LDL (kötü) kolesterol, kan şekeri (HbA1c, açlık glukozu) ve trigliseritler gibi birçok kardiyovasküler risk faktörünü olumlu yönde etkileyerek iyileşme sağlar.
Çok fazla kilo vermek homosistein seviyesini artırabilir mi?
Çalışmada, 10 kg'dan fazla kilo veren kişilerde ortalama homosistein seviyesinde artış görüldüğü belirtilmiştir. Ancak bu artışın klinik önemi ve kardiyovasküler risk üzerindeki etkisi hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Bu bilgiler tıbbi tavsiye yerine geçer mi?
Hayır, bu blog yazısındaki bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Sağlığınızla ilgili herhangi bir konuda kesinlikle bir sağlık profesyoneline danışmanız gerekmektedir.
M

Yazar

Misafir Diyetisyen

Zayıflama uzman yazar kadrosu.